|
SON DAKİKA
CHPliler ‘Tam Bağımsız Türkiye’ sloganıyla…
Nazilli’de Protokolsüz 19 Mayıs Kutlaması
Nazilli’de sütten zehirlenme iddiası
Cezaevi’nde Anneler Günü Programı
NEDEN OLMASIN
Değerli ADALET gazetesi okurları…
Hepimizin malumu 12 Haziran da ülkemizde genel seçimler yapılacak. Sonuçlarının şimdiden vatanımıza milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Seçimler devletimizin milletimizin geleceğini, çocuklarımızın gençlerimizin istikbalini belirleyeceğimiz çok önemli demokrasi sınavlarıdır. Ülkemizde son 9 yılda yapılan yerel ve genel seçimlerde halkımız daha önce denenmiş partilere itibar etmeyerek mevcut iktidara görev vermiştir. Bunun sebebi geçmişteki kötü yönetimler ve idari başarısızlıklardır. Bu seçimde de mevcut alternatiflerden birisine görev verecektir. Dünya üzerindeki hiçbir yönetim, hiçbir demokrasi, hiçbir yönetim mükemmel değildir. İnsanın olduğu yerde mükemmeliyet yoktur. Adı üstünde seçmen, seçenekler arasında, seçim yapacaktır. Bunun sonuçlarına da herkesin saygı duyması gerekmektedir. İktidar halkın kendine verdiği yetkinin sorumluluğunu bilerek hareket etmeli, muhalefet ise halkın kendisine niye görev vermediğinin muhasebesini yapmalı ve ülke menfaatine olan hususlarda iktidara destek olmalıdır. Ülkemizin en önemli meselesi yeni anayasamızdır.
Halkımız son iki genel seçimde hükümet kurma yetkisini tek başına Ak partiye verdi görünüşe göre 12 Haziranda da tek başına bir Ak parti hükümeti çıkacak. Bunu muhalefet partileri de kabullenmiş görünmektedirler. Vatandaş niye bu yönde bir irade ortaya koymaktadır. Ak parti hükümeti ülke genelinde muazzam hizmetler verdi. Sağlık, ulaşım, adalet, eğitim, savunma, dış politika, sosyal hizmetler, toplu konut, kamu reformları vs. vs. Bir çok alanda hizmet çıtası çok yükseldi, duble yollar yapıldı, bitmeyen tüneller otoyollar, barajlar bitti, dünyanın en gelişmiş roketi (cirit), ilk yerli Tank (Altay), Hızlı Treni (Piri Reis), modern Tersanelerde üretilen Askeri ve Sivil gemiler, insansız hava araçları (çaldıran, anka),ilk yerli uydu (Göktürk)yapıldı. Domates tohumumuzu bile dışarıdan alıyorduk kendimiz ürettik.2001 yılında eksi %9,4 ekonomik küçülme rekoru kırdık.2010 yılında %8,9 ile büyüme rekoru kırdık Bol sıfırlı paramızla enflasyon rekoru kırdık. Geçen ay itibariyle %4 olan enflasyonumuz İngiltere den daha düşük seviyede. Dünya ekonomisi 1929 büyük buhranından sonra tarihinin en büyük krizini yaşarken, ABD’de dev şirketler ve bankalar batarken, Avrupa’daki birçok ülke (Yunanistan, İzlanda, İspanya, Portekiz)iflas etmişken çok şükür devletimiz ufak tefek hasarlarla bu badireyi atlatmıştır. Bunlara daha birçok örnek verebiliriz. Bu değişimi en iyi yurt dışında çalışan, yaşayan vatandaşlarımız görebilmektedir. Her izine gelişlerinde Türkiye’nin çok değiştiğini güzel şeyler olduğunu, büyük mesafeler alındığını birçok yönden Avrupa’dan daha iyi olduğunu söylemektedirler. Bir çiçeğe sürekli bakarsanız çiçeğin büyüdüğünü göremezsiniz. Ama belirli aralıklarla bakarsanız çiçeğin çok hızlı büyüdüğünü görebilirsiniz. Çocuklarımızda aynı şekildedir çok hızlı büyürler ama biz fark edemeyiz. Türkiye’mizde aynı şekilde süratle büyüyor ama biz geçmişi çabuk unuttuğumuz için fark edemiyoruz.
Güzel Nazilli’mizden örnek verecek olursak bir yılda bitirilen Nazilli Denizli duble yolu, adalet sarayı, okullar. 500 yataklı devlet hastanemiz, Dandalaz barajımız, Çine Adnan Menderes barajımız, dağ taş her tarafa sondaj yaparak petrol ve sıcak su aramaları. Tüm bunlar artık başarı değil rutin halini aldı. Eskiden olsa bir adalet sarayı inşaatı beş on yıl sürer on sefer keşif bedeli artışı yapılırdı. Devletimiz parasızlıktan hiçbir yerde yer altı zenginliklerimize sondaj yapamazdı.
Ne zaman Aydın’a veya Denizli ‘ye gitsem yollardaki yoğunluğu görünce bu yollar tek gidiş, tek gelişken nasıl araç kullanabiliyormuşuz diye kendime sorarım sadece bizim bölgemiz değil Türkiye’nin tamamı bir şantiye gibi çalışmalar devam etmektedir.
Bir örnekte kendimden vereyim. Ben ticaret hayatına 2000 yılında şu anki iş yerimde döviz karşılığı taksitle aldığım makinelerle başladım. Malum 2001 yılındaki krizler, devalüasyon ekonomimizi durma noktasına getirdi. Devalüasyon sonucu makinelerimin borcu 2–3 katına çıktı, siftahsız günlerim oldu, bankaların çoğu kredileri kapattı, kredi verenlerde çok yüksek faizler uyguladı. Çok zor günler geçirdim.2002 yılının yaz aylarında içinde kiracı olduğum dükkânın mülkiyeti satılığa çıkarıldı. Benim, makinalarımı oradan çıkarıp başka yere geçmeye imkânım yoktu. Dükkân sahibi bana dükkânı döviz karşılığı aylık taksitlerle satabileceğini söyledi(kendisine teşekkür ediyorum)bende kabul ettim. Çevremden bana delimisin? sen ne yaptığının farkında mısın diyenler oldu. O dönemlerde (2002 yazında)bir kriz daha kapıda dolar 5.000.000 tl olacak gözüyle bakılıyordu. Ama ben risk almak zorundaydım. Kısa bir süre sonra seçim kararı alındı 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra istikrar geldi o kâbus dolu günler geride kaldı ve ben alnımın akıyla çok zorlada olsa dükkân borcumu ödedim. Şu anda yanımda 17 arkadaşımla beraber çalışmaktayım. Bugün dolar kuru hala o günkü, on yıl önceki seviyesine ulaşmadı. Bugün esnafa düşük faizli kredi imkânları, Kobi kredileri, faizi devlet tarafından sübvanse edilmiş sıfır faizli kredi imkânları bulunmaktadır. O yıllarda Ticaret, alış veriş, el ödünçleri, ev kiraları, dükkân kiraları dövizle olmaktaydı. Çok şükür bugün itibarlı Türk lirası kullanmaktayız.
Bunları söylerken her şey güllük gülistanlık mı? hayır, Ülkemiz olması gereken yerde mi? hayır, hala işsizlik var, asgari ücret düşük, adaletsiz gelir dağılımı var, eğitim seviyemiz düşük, vergi sistemimiz olması gereken düzeyde değil, bu yüzden dolaylı vergilerin alındığı akaryakıt fiyatları yüksek, hepsinden önemlisi terör belasından kurtulamıyoruz. Ama boşa geçirdiğimiz on yılların kaybı 8–9 yılda kapatılamadı ama her yönden iyiye doğru gidiyoruz. Bu dönemde daha fazla mesafe alabilirdik, daha başarılı olabilirdik. Şayet daha yapıcı bir muhalefet olsaydı, her meclis kararını anayasa mahkemesine götüren, yapıcı değil yıkıcı davranan, destek değil köstek olan bir muhalefet ülkemizin hızını kesmiştir. Kapatma davası, 27 Nisan muhtırası, uydurma 367 krizi, Danıştay suikastı, Ergenekon tuzakları vs. birçok şeyi engellemiştir. Bunlar gündemi işgal ederken gereken konulara odaklanamadık. Bunlara rağmen yapılan işleri, önümüzdeki dönemde yapılacak işlerin teminatı olarak görebiliriz.
Tarihimiz bizi büyük bir ülke olmaya zorluyor. Ecdadımızın bize mirası gereği, şanlı tarihimizin bize vasiyeti gereği, yapmamız gereken çok iş var. Türkiye sadece 800 bin km kare vatan toprağından 75 milyon nüfustan ibaret değildir. Çok güçlü olmalıyız ki Irak, Suriye, Filistin, Kuzey Afrika, Afrika, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya bizden destek beklemektedir. Bunun için yüzde yüz yerli otomobil, yerli uçak, helikopter, uçak gemisi, Tank, Füze, uydularımızı yapmak zorundayız. Nükleer enerji sahibi olmalıyız, ağır sanayi sahibi olmalıyız, 500 – 600 milyar dolar ihracata ulaşmalıyız. Bütün bunların olması için 12 Haziran da doğru seçim yapmalıyız.
Bu kalkınmadan Aydın’ımızın, Nazilli’mizin payına düşeni alması içinde doğru seçim yapmalıyız. Amacımız mikro milliyetçilik yapmak değil ama gönlümüzden geçen 7 Aydın milletvekilinden en az 2–3 tanesinin Nazilli ve çevresinden olmasını isterdik. Maalesef görünüşe göre seçilebilecek yerden bir adayımız var. Keşke her parti 2. veya3.sıralarını Nazilli adaylarına ayırsalardı. Sayın A.Gültekin Kılınç Bey seçildiğinde siyaset gözetmeksizin Nazilli’yi temsil edeceğine inanıyoruz. Kendisinin bilgi, birikimine, donanımına, tecrübesine, şahsiyetine güvenimiz tamdır. İnşallah Nazilli için geliştirdiği projeleri uygulamak nasip olur. Nazilli’nin de çılgın projelere ihtiyacı var. Milletvekilimiz az derken belki de bakanımız olur. Azmi, çalışkanlığı, kariyeri, Türkiye’yi ve Dünya’yı çok iyi tanıması, dış ticareti çok iyi biliyor olması bizi umutlandırıyor. Nazilli’nin çılgın projeside bu olsun. Nazilli’li bir bakanımız olsun istiyoruz. NEDEN OLMASIN.
Seçim sonuçları Nazilli’mize, Aydın’ ımıza ülkemize tüm İslam Alemine ve Türk Dünyasına hayırlı olmasını diliyorum. Saygılarımla…
Yükleniyor...
|
![]() |