|
SON DAKİKA
CHPliler ‘Tam Bağımsız Türkiye’ sloganıyla…
Nazilli’de Protokolsüz 19 Mayıs Kutlaması
Nazilli’de sütten zehirlenme iddiası
Cezaevi’nde Anneler Günü Programı
KUZEY
İnsanlar hep konuşur ama asıl anlatmak istediği; sözleri, sözlerinin arasındaki duraksamaları ve konuşmayıp yuttuklarının toplamıdır. Bu yüzdendir ki insanlar konuşurken gözlerine bakarım, ellerine, yüzüne…Sözler siyah bir kontur çizer anlatmak istediklerimize. İçini ise bakışlar, hareketler, mimikler doldurur. Sadece sözlere odaklanmak, kof bir anlayıştır bence. Bir insanı tam olarak anlayamasak ta sezebiliriz belki içinden ne geçirdiğini. Hani siyaha odaklandığında yaşlı bir erkek, beyaza odaklandığında kadın figürü gördüğümüz meşhur resim var ya! Bunu çok güzel anlatır. İkisi de tek bir şeydir. Bütündür. Fakat biz ancak odaklandığımızı görürüz. Sen nereye odaklanıyorsun? Benim beyaz yanıma mı? Siyah yanıma mı? Güneşin aydınlattığı yüzüme mi? Karanlık yüzüme mi? Anlıyorum diye kastettiğin tarafım neresi? Bütün olarak algılayabilir misin beni?
Sen, güneye geldin en çok. Güneşlendin. Sıcak kumsalda kumdan kaleler yaptın. Dalgasız deniz. Kılçıksız balık…
Doğuya yöneldin tazelenmek için. Güneşin doğuşu , sabahın serinliği, yüreğini serinleten çiğ taneleri…. Sabah uykusunun keyfi..
Batıya romantizm için geldin. Güneşin batışını, mora –kızıla çalan gökyüzünü , hafif loş, flu, demli, dingin, hüzünlü yönümü gördün.
Kuzeye hiç uğramadın. Soğuk , karanlık ,fırtınalı, sarp kayalıklı, keskin. Yalnız, sessiz tarafımı görmedin.
Seni suçlamıyorum. Sakın yanlış anlama! Zaten seni kuzeyime çağırmadım hiç. Hem istemem kimse gelmesin. Dağınık etraf: yaşayamadıklarım ,söyleyemediklerim, kırılan parçalarım, gözyaşlarım, yutmak zorunda kaldıklarım, kustuklarım, yalnızlığım, karanlığım… İklimi desen hiç uygun değil: Rüzgarı sert, denizi hırçın dalgalı, karanlık, yalçın kayalıkları keskin uçlu , nemli , soğuk ve zirvesi buzlu... “Peki sen niye gidiyorsun oraya?” diyebilirsin. Kendimle baş başa kalabildiğim tek yer; bana kalan tek parçam çünkü. Kimsenin görmek ve konuk olmak istediğini de sanmam ayrıca. “En güzel yeri kendine ayırsaydın” diyebilirsin. Ama tanırsın beni… hep güzel şeyleri paylaşıp, kötüleri kendime sakladığımı. İki yüzlülük olarak addetme ne olur ! Kırıklarımı toplamasam : Ayağınıza batacak. Rüzgarımı hapsetmesem: kumsaldaki kumdan kalelerini yıkacak. Çalkantılarımı salıversem: denizin dalgalanacak; deprem olacak. İçimdeki buzları kayalıklarımda saklamasam: iklim değişikliği olacak. Biriktirdiklerimi kussam: her şey batacak. “Kurtul o zaman bünyenden dışarı at.” diyebilirsin. Ama insan nasıl kıyar kendine ait olana. Parçaları eksik yapboz gibi olurum sonra. Kim oynamak ister ki onla. Hem bunları sana şikayet etmek için anlatmadım ben. Bil istedim karanlıkta kalan parçamı. Saygı duy istedim. Bir bütün olarak algıla..
Gözlerim dolduğunda sebepsiz; dalıp gittiğimde; bedenim kıpırtısız yattığında; bağırıp çağırmam gerekirken sustuğumda; cevap verebilecek iken yuttuğumda; ben oradayım. … sözün bitip sessizliğin hüküm sürdüğü , boşluğun anlam kazandığı yerde. Kuzeyde….
Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]() |