|
SON DAKİKA
CHPliler ‘Tam Bağımsız Türkiye’ sloganıyla…
Nazilli’de Protokolsüz 19 Mayıs Kutlaması
Nazilli’de sütten zehirlenme iddiası
Cezaevi’nde Anneler Günü Programı
ARAMIZDAN AYRILIŞININ 73. YILINDA ATA’MIZI ANLAYABİLMEK
Emperyalist işgale karşı vermiş olduğu bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle, işgal altındaki bütün ulusların umudu ve önderi olmuş, yapmış olduğu devrimlerle bir ulusun küllerinden yeniden doğmasını başarmış, içinde bulunduğu çağın en modern ve çağdaş devletini kurarak bizlere emanet etmiş, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılalı 73 yıl oldu.
Bedeni aramızdan ayrılsa da; devrimleri, ilkeleri ve hedefleriyle O bize önderlik etmeye, bizim pusulamız olmaya devam ediyor. İnsanlık var oldukça da devam edecektir. Çünkü insan onurunun ve bütün mazlum ulusların O’nun düşüncelerine gereksinimi vardır. O büyük devrimcinin kurmuş olduğu çağdaş, laik, demokratik tam bağımsız Türkiye cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bugüne 88 yıl geçmesine rağmen emperyalist güçler O’nun düşüncelerine ve kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine saldırmaya devam ediyorlar. Ama bütün saldırılarına inat, Kemalizmin bayrağı, doğudan batıya, güneyden kuzeye dünyadaki bütün mazlum ulusların bağımsızlık, özgürlük ve mücadele bayrağı olarak dalgalanmaya devam ediyor ve devam edecektir. Ancak, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği ülkemiz bugün Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı ve zor sürecinden geçmektedir. Bu süreçte emeğimize, geleceğimize, laik demokratik Cumhuriyetimize ve Cumhuriyetin kazanımlarına, ulusal bağımsızlığımıza ve bütünlüğümüze, sosyal hukuk devletine ve yargı bağımsızlığına yönelik saldırılar kaygı verici boyutlara ulaşmıştır, Yabancı ülkelerin ders kitaplarında öğrencilere tanıtılan, hayranlıkla anlatılan Yüce Önderimiz, büyük emeklerle kurup emanet ettiği Cumhuriyet’in ekmeğini yiyen, makam koltuklarını işgal eden gafiller tarafından ders kitaplarından ve Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat yasasından çıkarılarak ve yavaş yavaş tarihten silinmek isteniyor. OLACAK ŞEY Mİ? Artık bundan böyle Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilatı ve görev alanında devletin kurucusunun adı ATATÜRK olmayacak, Atatürk’ün fikir ve düşünceleri Türk çocuklarına öğretilmeyecek. Türk tanımı, laiklik kavramı olmayacak. Ne yazık ki, yine son olarak çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile Atatürk tasfiye edilerek, Atatürk’ün yalnızca adı kaldı. Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun “Atatürkçü Düşünce” ile ”Atatürk ilke ve inkılaplarını” yaymak ve geliştirmeye yönelik temel ilkeleri kaldırılırken kurum Atatürk’le ilgili bilimsel faaliyetlerin planlandığı ve eserlerin derlendiği akademik bir yapılanmaya dönüştürüldü. Başka bir deyişle Atatürkçü Düşünceyi topluma yayma görevi olan kurum, şimdi Atatürk’le ilgili bir kütüphaneye dönüştürüldü. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun görev ve teşkilatı kanun hükmünde kararname ile yeniden düzenlendi. Yüksek Kurumun yanı sıra Türk Tarih Kurumu(TTK), Türk Dil Kurumu(TDK), Atatürk Araştırma Merkezi(AAM) ve Atatürk Kültür Merkezi’nin de (AKM) görev ve teşkilat yapıları değiştirildi. Yeni düzenlemede, Yüksek Kurum ve bağlı kuruluşların bütün hizmet ve faaliyetlerinde uygulanacak temel ilkelere yeni düzenlemede yer verilmedi. Atatürkçülük ilkeleri tamamen çıkarıldı. Yüksek Kurum’un” Milli Mücadele ruhu ve bilinci içerisinde; Atatürkçü düşünceye, Atatürk ilke ve inkılaplarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar var olma şuuruna, kişilerin ve milletin refahına, toplumun mutluluğu inancına, milli kültürün çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma azim ve kararlılığına bağlı kalmak ve sahip olmak “. “Milli dayanışmada Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılaplarını birleştirici bir güç olarak tutmak ve bu değerlere karşı girişilecek her türlü yabancı, bölücü akımların bilimsel yoldan çürütülmesi”, Yüksek kuruma bağlı AAM’ının” Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak, yaymak” ilkeleri kaldırıldı. 10 Kasımlar Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü 1881’de pembe boyalı iki katlı evde doğdu, karga kovaladı, ülkeyi düşmanlardan kurtardı, mavi gözlü, sarı saçlı bir devdi şeklinde ezberletilen bir şekilciliği bırakıp O’nu, ilkelerini, devrimlerini, Kurtuluş Savaşı’nı ve uygarlık savaşı yolundaki önerilerini, önemini, nedenlerini, niçinlerini, tartışarak, açıklayarak, düşünerek, benimseyerek, anlayarak, uygulayarak öğreteceğimiz, sevdireceğimiz ve uygulatacağımız bir hale nasıl getirebiliriz? 10 Kasımlar bunları düşünme günleri olmalıdır. Bugün bizi kuvvetlendikçe budanan, zayıfladıkça sulanan bir ağaç misali görme gafletinde olan, başka deyişle ayağa kalkmayacak kadar köstekle, yere düşmeyecek kadar destekle politikasını uygulamaya çalışan iç ve dış düşmanlarımıza karşı en güzel cevabı: O’nu anmayı bırakıp anladığımız zaman; O’nu yakamızda taşıdığımız kadar, fikir ve eylemlerimize taşıyabildiğimiz zaman O’nu özlediğimiz kadar özümsediğimiz zaman, O’na uyan diye yalvaran değil daha uyanık, O’nun önerileriyle onunla yarışan, ezberci değil eylemci yeni Atatürkçüleri yetiştirerek, vereceğimize inanıyorum. O büyük devrimciye ve arkadaşlarına karşı alnımız ak, başımız dik olsun istiyorsak, ortak sorunları yaşayan, ortak kaygıları taşıyan, ortak umutları paylaşan herkesin bu süreçte yüksek sorumluluk ve görev bilinci içerisinde hareket etmesine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Yan yana, omuz omuza dayanışma içerisinde saflarımızı sıklaştırarak ve çoğalarak ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutları dağıtmak, insanlarımızın mutlu, özgür insanca ve kardeşçe yaşayabilecekleri bir Türkiye ortak hedefimiz olmalıdır. Zaman Atatürk’ü anlamak, onun ilkelerine, değerlerine bilinçle sarılmanın ve bunu nesnel olarak göstermenin zamanıdır. Yükleniyor...
|
![]() |